“ALERJİNİN TEK MEVSİMİ İLKBAHAR DEĞİLDİR”

“ALERJİNİN TEK MEVSİMİ İLKBAHAR DEĞİLDİR”

Genellikle ilkbahar aylarının problemi olarak bilinen alerjiler hakkında değerlendirmelerde bulunan Uzm. Dr. Kürşat Epöztürk, alerjik reaksiyonların sanılanın aksine sadece ilkbaharda değil tüm yıl görülebileceğini söyledi. İlkbaharın gelmesiyle alerji sezonunun da açıldığı düşünülür hep. Ancak birçok başka alerji türünün yılın herhangi bir döneminde etkisini gösterebileceği açıklandı.

YAZ AYLARINA DA DİKKAT!

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Kürşat Epöztürk, başta polen olmak üzere bazı alerji türlerinin ilkbaharın gelmesiyle insanlara zor günler yaşattığının bir gerçek olduğunu söylerken, birçok başka alerji türü için de yaz aylarını ve yılın genelini işaret ediyor.

“İLKBAHAR POLEN SEZONUDUR”

İlkbaharın Türkiye’deki birçok bitki için polen sezonu olduğunu hatırlatan Epöztürk, “İstisnai durumlar olmakla birlikte, genellikle ağaçlar kış sonu ve ilkbaharın başında, çimen grubu otlar ise ilkbaharın ikinci yarısında polenlerini saçar. Bu mevsim çoğu insan tarafından sevilen ve keyif alınan bir dönem olsa da dünyada polen alerjisi olan milyonlarca insan için sıkıntılı geçer. Sadece yeşil alanlara, piknik sahalarına, park alanlarına gitmek değil, evden dışarı çıkmak bile polenlere maruz kalan hastalarda alerjik belirtileri ortaya çıkarabilir.” diye konuştu.

“TOZ ALERJİSİ YILIN HER ZAMANI GÖRÜLEBİLİR”

“Yabani ot polenleri kısmen ilkbahar sonunda ortaya çıkmaya başlayabilir ama asıl sezonları yazdır” diyen Epöztürk, “Bazı küf mantarlarının sporları da yaz ve sonbahar aylarında polenler gibi havada uçuşarak benzer yakınmalara sebep olabilir. Ev tozu akarlarına bağlı şikayetler genellikle yıl boyu olabilse de mevsim geçişlerinde artış gösterebilir ifadelerini kullandı. Epöztürk, “Polen alerjisi olanların alerjik konjunktivit (gözlerde kaşıntı, yaşarma ve kızarıklık), alerjik rinit (burunda kaşıntı, akıntı, tıkanıklık ve hapşırık), alerjik astım (nefes darlığı, göğüste sıkışma, öksürük) ile ilişkili şikayetleri olabilir” dedi.

“YOKSA COVID-19 MU OLDUM” DİYORSANIZ…

COVID-19 pandemisi döneminde özellikle alerjik nezle problemi yaşayan insanların “Acaba COVID mi oldum” endişesine de açıklık getiren Epöztürk, “Alerjik nezle ve astımla toplumda sık görülen diğer solunumsal hastalıklar arasında bazı benzerlikler ve farklılıklar vardır.

Belirtilerin süresi astım atağında genellikle birkaç saat içinde gerçekleşme gibi hızlı, mevsimsel alerjik nezlede sezona bağlı, yani birkaç hafta veya birkaç ay boyunca iken COVID-19, soğuk algınlığı ve grip gibi virüslere bağlı enfeksiyonlarda genellikle 1-2 haftalık bir seyir izler. Ateşin yüksek olması, titreme, vücut ağrıları, mide bulantısı ve ishal alerjik nezle ve astımda beklenmez.

Hapşırık soğuk algınlığı ve alerjik nezle ile burun akıntısı ve tıkanıklığı ise bunların yanı sıra COVID-19 ve bazen grip ile ilişkili olabilir. Nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi hem astım hem de COVID-19’da olabilirken ‘nefes sırasında duyulan ıslık sesi’ diye tanımlayabileceğimiz vizing astım ile ilişkilendirilir. Öksürük, alerjik nezlede seyrek olmak üzere,  sayılan diğer hastalıkların hepsinde görülebilir” ifadelerini kullandı.

BEZMİÂLEM’DE ALERJİ İÇİN NELER YAPILIYOR?

Epöztürk, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Hastanesi’nde alerjiyle ilgili uygulamalar hakkında ise şu bilgileri verdi: “Hastanemizde alerjik duyarlılıkları değerlendirmek için deri prick testleri ve spesifik IgE (kan testi) ölçümleri yapılabiliyor. Rutin korunma tedbirleri ve ilaç kullanımının yanı sıra uygun hastalarda diğer alerji merkezlerinde de kullanılan immünoterapi (alerji aşısı) yöntemi de uygulanılıyor. Polen alerjisi olan hastaların sezon öncesi ortalama 9 haftalık aşı uygulamasıyla polen sezonunu daha rahat geçirmelerini sağlamak mümkün.”

Bir Cevap Yazın